One, ones “Do you need a pen ?” “No, thanks. I already have one.” (“Bir kaleme ihtiyacınız var mı?” “Hayır, teşekkürler. Benim zaten bir tane var.”) I prefer light colours to dark ones. (Ben koyu renklere açık renkleri tercih ederim.) The shopkeeper showed me two T-shirts and I bought the one with some flower patterns …
The post Substitution About Pronouns appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>
The post Substitution About Pronouns appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>Şahısların yaptıkları işten kendilerinin etkilendiği durumlarda, diğer bir ifadeyle, özne ve nesnenin aynı kişi olduğu durumlarda kullanılırlar. Look at your arm. You have painted yourself. (Koluna bak. Kendini boyadın.) I cut myself while I was peeling potatoes for dinner. (Akşam yemeği için patatesleri soyuyorken kendimi kestim.) Talking to oneself is the first sign of madness. …
The post Reflexive Pronouns appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>
ÖRNEKŞahısların yaptıkları işten kendilerinin etkilendiği durumlarda, diğer bir ifadeyle, özne ve nesnenin aynı kişi olduğu durumlarda kullanılırlar.
ÖRNEKReflexive zamirler aynı zamanda sahiplik ifadelerine ve nesnelere gönderme yapabilirler.
ÖRNEKYer bildiren bir ‘preposition’dan sonra ‘reflexive pronoun’ değil, ‘object pronoun’ kullanılır.
a) her (doğru) b) myself (yanlış)
a) her (doğru) b) herself (yanlış)
(Bu cümlede başka birine kızma ihtimali de olduğu için reflexive kullanılarak kızma eyleminin yine özneye döndüğü belirtilmelidir.)
ÖRNEKReflexive pronoun yapıları “bizzat kendim/ bizzat kendisi” anlamında vurgu yapmak amacıyla cümle içerisinde farklı yerlerde kullanılabilir.
ÖRNEKReflexive pronoun yapıları “by+reflexive pronoun” şeklinde “alone” veya “without help from anyone else” anlamında kullanılabilirler. Bu anlam ‘on my/his/their own’ yapısıyla da verilebilir.
ÖRNEK‘Reflexive pronoun’larla birlikte kullanılan bazı deyimler vardır. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz.
ÖRNEKReflexive zamirler, vurgu amacıyla kullanılabilirler.
ÖRNEKSahiplik anlatan reflexive yapısı yoktur. Onun yerine “my own, your own, his own etc.” yapıları kullanılır.
ÖRNEK“Wash, dress, shave” gibi fiiller İngilizce’de reflexive zamirleriyle kullanılmaz.
ÖRNEKAncak, eylemin kim tarafından yapıldığını açık hale getirmek gerektiğinde reflexive zamirler kullanılabilir.
ÖRNEKReflexive zamirler ile kullanılmayan diğer bazı fiiller şunlardır:
ÖRNEK“Reflexive pronouns” (dönüşlü zamirler), öznesi ve nesnesi aynı olan cümlelerde kullanılır. Öznenin yaptığı işten kendisinin etkilendiğini gösterir.
ÖRNEK‘by’ ilgeciyle birlikte kullanıldığında eylemin yardım alınmadan yalnızca o kişi tarafından yapıldığı vurgulanır.
ÖRNEKBu zamirler özneyi niteledikleri gibi nesneyi de niteleyebilir.
ÖRNEK“Reflexive pronouns” bir preposition (ilgeç) ardından kullanılabilir.
ÖRNEKAncak, eğer cümledeki ilgeç yer belirtme amaçlı kullanılmışsa “reflexive pronouns” kullanılamaz, “object pronouns” kullanılır.
enjoy oneself / help oneself / be proud of oneself / take care of oneself / make oneself at home / behave oneself
The post Reflexive Pronouns appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>The car in the front is mine. (Öndeki araba benim-benimki.) There are many keys here. Which of these are yours? (Burada bir çok anahtar var. Seninki bunlardan hangisi?) a former colleague of mine (benim eski bir meslektaşım) an old friend of hers (onun eski bir arkadaşı) ➡ I met another colleague …
The post Possessive Pronouns appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>
I met another colleague of … yesterday. (Ben dün onun başka bir meslektaşı ile karşılaştım.)
a) hers (doğru) b) her (yanlış)
B: Why don’t you ask Dan? (Neden Dan’a sormuyorsun?)
A: I can’t use his as it is too big. (O çok büyük olduğu için ben onunkini kullanamıyorum.)
B: Ok. I can give you mine as long as you bring it back before dinner. (Tamam. Onu akşam yemeğinden önce geri getirdiğin müddetçe benimkini sana verebilirim.)
The post Possessive Pronouns appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>Possessive Case a) ‘Possessive case’ sahiplik durumunun isimlerle birlikte kullanılmasıdır. Bu durumda isimlerin sonuna (‘s) takısı eklenir. The new manager‘s performance is not as satisfactory as we have expected. (Yeni müdürün performansı beklediğimiz kadar tatmin edici değil.) b) İsim çoğulsa, yani sonunda (s) varsa yalnızca (‘) koymak gerekir. The boy‘s mother is in the …
The post Possessive Adjectives appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>
The new manager‘s performance is not as satisfactory as we have expected.
(Yeni müdürün performansı beklediğimiz kadar tatmin edici değil.)
The boy‘s mother is in the living-room talking to her friend over their exam results.
(Erkek çocuğun annesi, oturma odasında arkadaşıyla onların sınav sonuçları üzerinde konuşuyorlardı.)
The children‘s parents started to be worried since they hadn’t been in sight for a long time.
(Çocukların aileleri, çocuklar uzun zamandır görünürde olmadıkları için endişelenmeye başladılar.)
Melis‘s (Melis’) ideas have attracted no attention in the department meeting.
(Melis’in fikirleri bölüm toplantısında ilgi çekmedi.)
The pages of the book have been torn as it has been used for a long time as a reference book.
(Kitabın sayfaları, uzun zamandır referans kitabı olarak kullanıldığı için yırtık.)
You need to change the colour of the room and choose a lighter one.
(Senin odanın rengini değiştirmene ve daha açık bir renk seçmene ihtiyacın var.)
the city’s landscape – the landscape of the city
the firm’s administrative staff – the administrative staff of the firm
I saw the ad in yesterday’s newspaper.
(Dünün gazetesinde reklamı gördüm.)
ÖRNEK
Urbanization and globalization will be discussed in tomorrow’s session.
Never expect to be successful after just one hour’s study!
I felt myself completely numb and lazy after twelve hours’ sleep.
(Sen yanına yeni meşaleni aldın mı?)
(Onlar, onların-benim arkadaşlarımın- bisikletleri.)
(Çocukların oyun bahçesinden geçiyorken başıma taş çarptı.)
(Arkadaşlarımın birisinin dün karnında berbat-kötü bir ağrı vardı.)
(James yeni evini, tarzını herkesi büyüleyecek şekilde dekore etti.)
(Peter ve Sarah, yazın evlenmeye karar verdiler ve onlar düğünlerinin unutulmaz bir düğün olacağını düşünüyorlar.)
(Benim arkadaşlarım ve ben bir hayırsever kurumu için çalışıyoruz ve bizim poşet paralarımızın bazılarını bağışlıyoruz.)
(Senin yürüyüş ekipmanına ihtiyacım yok; ben kendi ipimi ve miğferimi aldım.)
(Mike onu kendi bilgisayarında yazdığı için sen bu bilgisayarda çizelgeyi bulamazsın.)
(Dora genellikle kendi evini özledi.)
(Ben onun tek başına tatile gitmeyi neden sevdiğini anlamıyorum.)
(Bütün garajı yardım almadan temizlemek çocuklar için gerçek başarıydı.)
The post Possessive Adjectives appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>Object Pronouns, nesne zamirleri anlamına gelir. Nesne zamirleri, cümlede nesne durumundaki ismin yerini alırlar. I bought her a birthday present. (Ben ona bir doğum günü hediyesi aldım.) I bought a birthday present for her. ( Ben onun için bir doğum günü hediyesi aldım.) You can take your …
The post OBJECT PRONOUNS appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>Object Pronouns, nesne zamirleri anlamına gelir. Nesne zamirleri, cümlede nesne durumundaki ismin yerini alırlar.

| I | Ben | Me | Beni/Bana |
| You | Sen | You | Seni/Sana |
| He | O (erkek) | Him | Onu/Ona |
| She | O (kadın) | Her | Onu/Ona |
| It | O (cansız/hayvan) | It | Onu/Ona |
| We | Biz | Us | Bizi/Bize |
| You | Siz | You | Sizi/Size |
| They | Onlar | Them | Onları/Onlara |
(Onun dışında hiç kimse böyle çılgın bir şey yapmazdı.)
(Benim dışımda herkes katıldı.)
(Kek yemek için çok güzeldi.) NOT …Kek onu yemek için çok güzeldi.
(Dün Felicia’yı ağlarken gördüm, ama ona sebebini sormadım.)
(Okuldaki basketbol takımındaki kızlar çok iyi oynadılar ve koç onlara büyük çabaları için teşekkür etti.)
(Her şey zirveye ayarlandı, ama başkan onu gelecek haftaya erteledi.)
(Caroline benim en iyi arkadaşım, bu yüzden lütfen onun arkasından konuşma, en azından benim yanımdayken.)
(Ben İngilizceyi onun kadar akıcı bir şekilde konuşmuyorum çünkü o birkaç kez Britanya’ya gitti.)
( Yan evdeki komşuların üç çocuğu olduğu için bizden daha fazla gürültülüler.)
Beril: Me, neither. (Ben de, değil.)
Bruce: Him, not us. (O, biz değil.)
I haven’t. She has. (Ben yapmadım. O yaptı.)
(Evelyn Toronto’ya ilk kez gittiğinde şehir hayatına alışmayı zor buldu.)
(Konser çok sıkıcı olduğu için bizden sadece iki kişi salondan erken ayrıldı.)
(Sam CVsi’ni birkaç şirkete gönderdi, ama onlardan sadece bir tanesi görüşme için onu aradı.)
The post OBJECT PRONOUNS appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>Bazen “Preterite” olarak adlandırılan “Simple Past Tense” , şimdiden önce bir zaman içerisinde tamamlanmış bir eylemi anlatmak için kullanılır. “Simple Past” İngilizce’de geçmiş zamanın temel formudur. Eylemin zamanı yakın geçmişte veya uzak geçmişte olabilir ve eylemin süresi önemli değildir. 😛 GEÇMİŞ ZAMAN FORMU 😛 S(Özne) + V2 (Fiilin 2.hali) + O (Nesne) Olumlu …
The post SIMPLE PAST TENSE appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>Bazen “Preterite” olarak adlandırılan “Simple Past Tense” , şimdiden önce bir zaman içerisinde tamamlanmış bir eylemi anlatmak için kullanılır. “Simple Past” İngilizce’de geçmiş zamanın temel formudur. Eylemin zamanı yakın geçmişte veya uzak geçmişte olabilir ve eylemin süresi önemli değildir.
GEÇMİŞ ZAMAN FORMU
S(Özne) + V2 (Fiilin 2.hali) + O (Nesne)
S(Özne) + V2 (Fiilin 2.hali) + O (Nesne)
S(Özne) + did not (didn’t) + V1 (Fiilin 1.hali)
Soru Cümleleri İçin;
DID + S(Özne) + V1(Fiilin 1.hali)
GEÇMİŞ ZAMANDA SIKLIKLA KULLANILAN ZAMAN İFADELERİ
yesterday
dün
ago
önce
last week / year / month …
geçen hafta / yıl / ay …
then
daha sonra
in 1998 / in the 14th century …
1998’de
at the time
o anda
at that time
o zaman
previously
önceden
in ancient times
ilk çağlarda
in antiquity
eski çağlarda
when
-dığında
whenever
herhangi bir zamanda / her ne zaman olursa
while
-iken
after
sonra
before
önce
until
-e kadar
as soon as
-er -ermez / yapar yapmaz
the moment
o an / hemen
immediately after
hemen sonrasında
soon after
bir müddet sonra
frequency adverbs ( always / never / sometimes …)
sıklık zarfları (her zaman/ asla/ bazen…)
the other day
geçen günlerde / birkaç gün önce
that day / month / year …
o gün / ay/ yıl …
| SUBJECT | VERB | VERB | VERB |
| TO BE(am,is,are) | TO HAVE (have,has) | TO DO | |
| I | WAS | HAD | DID |
| YOU | WERE | HAD | DID |
| HE, SHE, IT | WAS | HAD | DID |
| WE, YOU, THEY | WERE | HAD | DID |
IRREGULAR VERBS
| SIMPLE PRESENT | SIMPLE PAST | PAST PARTICIPLE |
| be | was, were | been |
| become | became | become |
| begin | began | begun |
| bend | bent | bent |
| bet | bet | bet |
| bite | bit | bitten |
| blow | blew | blown |
| break | broke | broken |
| bring | brought | brought |
| build | built | built |
| burn | burned/burnt | burned/burnt |
| burst | burst | burst |
| buy | bought | bought |
| catch | caught | caught |
| choose | chose | chosen |
| come | came | come |
| cost | cost | cost |
| cut | cut | cut |
| deal | dealt | dealt |
| dig | dug | dug |
| dive | dived/dove | dived |
| do | did | done |
| draw | drew | drawn |
| dream | dreamed/dreamt | dreamed/dreamt |
| drink | drank | drunk |
| drive | drove | driven |
| eat | ate | eaten |
| fall | fell | fallen |
| feed | fed | fed |
| feel | felt | felt |
| fight | fought | fought |
| find | found | found |
| fit | fit/fitted | fit/fitted |
| fly | flew | flown |
| forbid | forbade | forbidden |
| forget | forgot | forgotten |
| forgive | forgave | forgiven |
| freeze | froze | frozen |
| get | got | got/gotten |
| give | gave | given |
| go | went | gone |
| grow | grew | grown |
| hang | hung/hanged | hung/hanged |
| have | had | had |
| hear | heard | heard |
| hide | hid | hidden |
| hit | hit | hit |
| hold | held | held |
| hurt | hurt | hurt |
| keep | kept | kept |
| know | knew | known |
| lay | laid | laid |
| lead | led | led |
| leave | left | left |
| lend | lent | lent |
| let | let | let |
| lie (down) | lay | lain |
| light | lit/lighted | lit/lighted |
| lose | lost | lost |
| make | made | made |
| mean | meant | meant |
| meet | met | met |
| pay | paid | paid |
| put | put | put |
| quit | quit | quit |
| read | read | read |
| ride | rode | ridden |
| ring | rang | rung |
| rise | rose | risen |
| run | ran | run |
| saw | sawed | sawed/sawn |
| say | said | said |
| see | saw | seen |
| seek | sought | sought |
| sell | sold | sold |
| send | sent | sent |
| set | set | set |
| sew | sewed | sewn/sewed |
| shake | shook | shaken |
| shave | shaved | shaved/shaven |
| shine | shone/shined | shone/shined |
| shoot | shot | shot |
| show | showed | shown/showed |
| shut | shut | shut |
| sing | sang | sung |
| sink | sank | sunk |
| sit | sat | sat |
| sleep | slept | slept |
| slide | slid | slid |
| speak | spoke | spoken |
| speed | sped | sped |
| spend | spent | spent |
| spread | spread | spread |
| stand | stood | stood |
| steal | stole | stolen |
| stick | stuck | stuck |
| sting | stung | stung |
| strike | struck | struck/stricken |
| swear | swore | sworn |
| sweep | swept | swept |
| swim | swam | swum |
| take | took | taken |
| teach | taught | taught |
| tear | tore | torn |
| tell | told | told |
| think | thought | thought |
| throw | threw | thrown |
| understand | understood | understood |
| wake | woke/waked | woken/waked |
| wear | wore | worn |
| win | won | won |
| wind | wound | wound |
| withdraw | withdrew | withdrawn |
| write | wrote | written |
( Sınavın için çalışmanın vakti çoktan geldi.)
The post SIMPLE PAST TENSE appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>SIMPLE PRESENT TENSE (GENİŞ ZAMAN) “Simple Present Tense” geniş zamanı ifade eder. Sürekli yaptığımız eylemleri, genel gerçek ifadeleri anlatır. OLUMLU I save money. ( Ben para biriktiririm.) YOU save money. ( Sen para biriktirirsin.) WE save money. ( Biz para biriktiririz.) THEY save money. ( Onlar para biriktirirler.) NOT: Simple Present Tense’de “ I, …
The post SIMPLE PRESENT TENSE appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>“Simple Present Tense” geniş zamanı ifade eder. Sürekli yaptığımız eylemleri, genel gerçek ifadeleri anlatır.
I save money. ( Ben para biriktiririm.)
YOU save money. ( Sen para biriktirirsin.)
WE save money. ( Biz para biriktiririz.)
THEY save money. ( Onlar para biriktirirler.)
NOT: Simple Present Tense’de “ I, YOU, WE ve THEY” özneleri ile birlikte fiilin birinci hali yani yalın hali kullanılır.
*** HE saves money. (O para biriktirir.)
SHE saves money. ( O para biriktirir.)
IT saves money. (O para biriktirir.)
NOT: “HE,SHE ve IT” özneleri ile fiile “-s,-es,-ies” takıları gelir.
I don’t save money. ( Ben para biriktirmem.)
YOU don’t save money. (Sen para biriktirmezsin.)
HE doesn’t save money. (O para biriktirmez.)
SHE doesn’t save money. ( O para biriktirmez.)
IT doesn’t save money. (O para biriktirmez.)
WE don’t save money. (Biz para biriktirmeyiz.)
YOU don’t save money. ( Siz para biriktirmezsiniz.)
THEY don’t save money. ( Onlar para biriktirmezler.)
NOT: Olumsuz cümlelerde olumsuzluk eki NOT kullanılmak zorundadır ve DEĞİL anlamına gelir. Yardımcı fiil ile “DO NOT(DON’T)” şekinde kullanılır. “ I,YOU, WE ve THEY” öznelerinden sonra DO yardımcı fiili ve fiilin birinci hali kullanılır. “HE,SHE ve IT” öznelerinden sonra ise “DOES NOT(DOESN’T)” yardımcı fiili ile fiilin birinci hali kullanılır.
DO I save money ?
DO you save money ?
DO we save money ?
DO they save money ?
DOES he save money ?
DOES she save money ?
DOES it save money ?
NOT: Soru kalıplarında ise DO ve DOES başa gelir, sonra özne ve fiilinin birinci hali gelir.
always > her zaman
almost always/nearly always > neredeyse her zaman
usually > genellikle
generally > genellikle
often > sık sık
frequently > sık sık
sometimes > bazen
occasionally > ara sıra
seldom > nadiren
rarely > nadiren
scarcely > neredeyse, hemen hemen
scarcely ever > hemen hemen hiç
barely > ancak, zar zor
ever > hiç
not ever > hiçbir zaman
never > asla
almost never > neredeyse hiç
at times > bazen, zaman zaman
once in a while > ara sıra, bazen
from time to time > zaman zaman
now and then > bazen, ara sıra
every day/week/month/summer … > her gün/ her hafta/ her ay/ her yaz
once/twice … a month/ a year … > ayda bir kez/iki kez yılda bir kez/ iki kez
at the weekends/on weekends > haftasonları
on Mondays/Sundays … > her pazartesi / her pazar
on weekdays > haftaiçileri
in the mornings/at nights … > sabahları/geceleri
every two days/every three weeks … > iki günde bir/ üç haftada bir
*During weekdays, I try to get an eight-hour sleep so that I can feel energetic at work.
( Hafta boyunca, ben işte kendimi enerjik hissedebilmem için sekiz saat uyku almayı denerim. )
*As a teacher, Semra always has extra work to do at home because she prepares lesson plans for the next day.
( Bir öğretmen olarak, Semra gelecek günün ders planlarını hazırladığı için genellikle evde daha çok çalışır. )
*Hurricanes occur when the warm air from the surface of the ocean rises and meets the cooler air.
( Okyanusun yüzeyinden çıkan sıcak hava yükseldiğinde ve soğuk havayla birleştiğinde
kasırgalar meydana gelir. )
*Trees grow more quickly when they are young.
( Ağaçlar gençken daha hızlı büyür. )
*Brian lives in a modest house although he earns quite a lot of money.
( Brian oldukça çok para kazanmasına rağmen gösterişsiz bir evde yaşıyor. )
*Harrods, the famous shopping mall in Britain, sells a large variety of goods.
( Britanya’da ünlü bir alışveriş merkezi olan Harrods çok çeşit ürün satar. )
*Serkan doesn’t know how to use the fax machine so he needs your help.
( Serkan faks makinesinin nasıl kullanıldığını bilmiyor bu yüzden yardımına ihtiyacı
Var. )
*She wants to ask a question but she doesn’t want to interrupt him now.
( O bir soru sormak istiyor ama şimdi onun sözünü kesmek istemiyor. )
*Germany beats Argentina in the semi finals of the 2010 World Cup.
( Almanya 2010 Dünya Kupası’nın semi finallerinde Arjantina’yı yendi. )
*Prime Minister attends a special ceremony and makes a speech there.
*One day, the princess comes to the palace and comes together to her father.
( Bir gün prenses saraya gelir ve babasına kavuşur.)
*Messi kicks the ball and scores the goal of his team.
( Messi topa vurur ve takımına gol kazandırır. )
İnform, promise, think…) ile oluşturulan cümleler ile kullanılır :
*I believe in faeries. ( Perilere inanırım. )
*I hope you won’t expect results immediately. ( Ben senin sonuçları hemen beklemeyeceğini umut ediyorum. )
*Mary is always in charge. ( Mary her zaman sorumludur. )
*I never promise anybody anything. ( Ben asla birisine söz vermem. )
*Our teacher usually lets us free. ( Öğretmenimiz bizi genellikle serbest bırakır. )
*Elena is sometimes pessimistic about the future of the company due to the economic crisis.
(Elena, ekonomik krizden dolayı şirketin geleceği konusunda bazen kötümserdir. )
*My sister sometimes isn’t pleased with surprises.
( Kız kardeşim bazen sürprizlerden memnun olmaz. )
Olumsuz cümlede her zaman “always” olumsuz belirten
ekten sonra gelmelidir.
*First impressions aren’t always correct. ( İlk izlenimler her zaman doğru değildir. )
*Sometimes I enjoy playing computer games especially after a hard day.
( Bazen ben özellikle yoğun bir günün ardından bilgisayar oyunları oynamaya bayılırım. )
*He sometimes doesn’t feel like going to work. ( feel like= wish, want )
( O bazen işe gitmek istemez. )
*My mother doesn’t often go shopping herself; instead, she prefers shopping online.
( Annem kendi kendine alışverişe gitmez, bunun yerine internetten alışveriş yapmayı tercih eder.)
*My son never makes his bed, which always drives me crazy. ( Oğlum asla yatağını düzeltmez, ki bu da her zaman beni çıldırtır. )
Olumsuz anlam taşıyan zarflar, cümle başında yer alırsa
cümlenin devrik yapılması zorunludur.
** Rarely do I watch football matches.
( Ben nadiren futbol maçlarını izlerim. )
**Never does Smith show tolerance to his employees if anything goes wrong.
( Smith, eğer bir şeyler yanlış giderse çalışanlarına asla tolerans göstermez. )
The post SIMPLE PRESENT TENSE appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>The post Seviye Testi appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>The post Seviye Testi appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>PRONOUNS İsimlerin yerine kullanılan sözcüklere zamir ( pronoun )denir. Cümle içerisinde özne ya da nesne yerine geçebilir, aitlik anlamı verebilir ya da öznenin kendi yaptığı işten etkilendiğini ifade edebilirler. Zamirler; subject pronouns, object pronouns, possessive pronouns, possessive adjectives ve reflexive pronouns olarak beşe ayrılır. SUBJECT PRONOUNS I ( ben ) YOU ( sen ) HE …
The post SUBJECT PRONOUNS appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>İsimlerin yerine kullanılan sözcüklere zamir ( pronoun )denir. Cümle içerisinde özne ya da nesne yerine geçebilir, aitlik anlamı verebilir ya da öznenin kendi yaptığı işten etkilendiğini ifade edebilirler. Zamirler; subject pronouns, object pronouns, possessive pronouns, possessive adjectives ve reflexive pronouns olarak beşe ayrılır.
I ( ben )
YOU ( sen )
HE ( erkekler için ‘o’ )
SHE ( kızlar için ‘o’ )
IT ( cansız varlıklar için ‘o’ )
WE ( biz )
THEY ( onlar )
Cümlede özne yerine kullanılırlar. Ayrıca, daha önceden bahsedilen ve bu nedenle bilinen öznelerden bahsederken kullanılırlar.
Özneler,bağlaçlarla birleştikleri zaman da öznedirlerdir. Cümle içerisinde ‘and’ , ‘or’ , ‘but’ ile birlikte birden fazla sözcüğün özneyi oluşturabileceği unutulmamalıdır. Dolayısıyla bu sözcüklerden bazılarının zamir olması bir şey değiştirmeyecektir.
‘One’ , ‘You’ , ‘They’ şahıs zamirleri insanlardan genel anlamda bahsetmek istendiğinde kullanılabilir.
‘ One’ özne veya nesne olabilir. “ One’s” şeklinde sahiplik eki alabilir. Reflexive pronoun( dönüşlülük zamiri) hali “oneself” şeklindedir.
Bazı nesneler ve soyut kavramlar “she” zamiriyle ifade edilebilir. Örneğin bir ülke, gemi ya da aşk sözcüğü gibi soyut bir kavram “she” zamiri alabilir. Ancak modern İngilizce’de “it” zamiri daha yaygındır.
Özellikle cümle tamamlama sorularında, verilen kısımda geçen bir kurum, kuruluş ya da birden çok kişinin bir araya gelmesiyle oluşturulan takımlara, ekiplere ve gruplara cümlelerin devamının sorulduğu kısımlarda “ they” zamiriyle gönderme yapılabilir.
“It” ifadesi özne zamiri olarak, sadece belirli şeylerin isimlerine gönderme yapmaz, aynı zamanda “it” özne zamirini biz “nothing, anything,everything” gibi “ indefinite( belirsiz)” zamirler dediğimiz ifadelere gönderme yapmak için de kullanabiliriz.
“It” özne zamiri aynı zamanda bütün bir gerçekliğe, olaya veya duruma gönderme yapabilir.
Zamana, havaya, sıcaklığa ve mesafelere gönderme yapan ifadelerle birlikte belirli herhangi bir ismin yerine geçmeyen, sadece yapısal olarak kullanılan “empty subject” dediğimiz “it” zamirini kullanırız.
“We” ve siz anlamına gelen çoğul “You” (diğerlerinin hiçbiri olmaz) isimlerden önce doğrudan getirilebilir.
Geleneksel olarak İngilizce’de bir kişinin cinsiyeti bilinmediğinde veya erkeklere de kadınlara da yorumlanabilecek göndermelerde he kullanılmıştır.
The post SUBJECT PRONOUNS appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>TO BE “TO BE” etrafımızdaki nesneleri nitelemek, özelliklerini, yerlerini ve konumlarını belirtmek istediğimizde kullanacağımız temel fiildir. İngilizce bir cümle kurarken her zaman bir yükleme ihtiyaç duyulur. İçinde yüklem bulunmayan hiçbir yapı cümle olamaz. “Mary şişmandır” veya “Jane güzeldir” gibi cümlelerde ilk bakışta bir yüklem görülemez. Bunlar Türkçe dilbilgisinde isim ve sıfat fiillerdir. Oysa İngilizce’de isim ve sıfat fiil diye …
The post TO BE appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>“TO BE” etrafımızdaki nesneleri nitelemek, özelliklerini, yerlerini ve konumlarını belirtmek istediğimizde kullanacağımız temel fiildir. İngilizce bir cümle kurarken her zaman bir yükleme ihtiyaç duyulur. İçinde yüklem bulunmayan hiçbir yapı cümle olamaz.
“Mary şişmandır” veya “Jane güzeldir” gibi cümlelerde ilk bakışta bir yüklem görülemez. Bunlar Türkçe dilbilgisinde isim ve sıfat fiillerdir. Oysa İngilizce’de isim ve sıfat fiil diye yapılar yoktur.İşte isim ve sıfat cümleleri kurarken bu boşluğı biz olmak (to be) fiili ile kapatırız.
Kısaca TO BE yani olmak fiili ya bir nesneyi yada nesneyi niteleyen sıfatı belirtir. İçinde ( dır-dir ) anlamı saklamaktadır.To be cümleleri kesinlikle eylem cümlesi değildirler.İçinde hareket,ivme içeren hiçbir yapıyı anlatamazlar (gitmek,koşmak,gelmek….)
► To be + sıfat
John is handsome (John yakışıklıdır)
► To be + isim
Mary is a teacher (Mary bir öğretmendir)
► To be + fiil kesinlikle olmaz
Şimdi de TO BE yardımcı fiillerinin zamirlere göre dağılımını bir tabloda inceleyelim.
| Normal Yazılış | Kısaltma |
| I am (Ben) | I’m |
| You are (Sen) | You’re |
| He is (O, erkek) | He’s |
| She is (O, kadın) | She’s |
| It is (O, cansız, hayvan) | It’s |
| We are (Biz) | We’re |
| They are (Onlar) | They’re |
ÖRNEK CÜMLELER
She is my sister (O benim kız kardeşim)
His shoes are dirty (Ayakkabıları kirli)
Tom is tired (Tom yorgun)
Shops are closed (Mağazalar kapalı)
Jane is at home (Jane evde)
I am 21years old (Ben 21 yaşındayım)
The movie is wonderful (Film harika)
Karen’s eyes are green (Karen’in gözleri yeşil)
It is Linda’s bag (O linda’ın çantası)
They are in the kitchen (Onlar mutfaktalar)
OLUMSUZ VE SORU CÜMLELERİ
“am-is-are” yardımcı fiiliyle yapılan cümleleri soru haline getirmek için sadece yardımcı fiil cümlenin başına getirilir. Olumsuz yaparken ise yardımcı fiilden sonra ‘not’ getirilir. Bu kalıp İngilizce’nin bütün zamanlarında aynıdır.
SORU CÜMLELERİ
am I…….?
are you…….?
is he…….?
is she…….?
is it…….?
are we…….?
are they…….?
ÖRNEK CÜMLELER
Is she my daugther? (O benim kız çocuğum mu?)
Are his shoes dirty? (Ayakkabıları kirli mi?)
Is Tom tired? (Tom yorgun mu?)
Are shops closed? (Mağazalar kapalı mı?)
Is Jane at home? (Jane evde mi?)
OLUMSUZ CÜMLELER
“am-is-are” yardımcı fiiliyle yapılan cümleleri olumsuz yapmak için yardımcı fiilden sonra “not” kullanılır.
I am not
You are not (aren’t)
He is not (He isn’t)
She is not (She isn’t)
It is not (It isn’t)
We are not (aren’t)
They are not (aren’t)
ÖRNEK CÜMLELER
She isn’t my daughter. (O benim kız çocuğum değildir.)
His shoes aren’t dirty. (Ayakkabıları kirli değildir.)
Tom isn’t tired. (Tom yorgun değildir.)
Shops aren’t closed. (Dükkanlar kapalı değildir.)
Jane isn’t at home. (Jane evde değildir.)
The post TO BE appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>