One, ones “Do you need a pen ?” “No, thanks. I already have one.” (“Bir kaleme ihtiyacınız var mı?” “Hayır, teşekkürler. Benim zaten bir tane var.”) I prefer light colours to dark ones. (Ben koyu renklere açık renkleri tercih ederim.) The shopkeeper showed me two T-shirts and I bought the one with some flower patterns …
The post Substitution About Pronouns appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>
The post Substitution About Pronouns appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>The post Reflexive Pronouns Alıştırma appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>The post Reflexive Pronouns Alıştırma appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>Şahısların yaptıkları işten kendilerinin etkilendiği durumlarda, diğer bir ifadeyle, özne ve nesnenin aynı kişi olduğu durumlarda kullanılırlar. Look at your arm. You have painted yourself. (Koluna bak. Kendini boyadın.) I cut myself while I was peeling potatoes for dinner. (Akşam yemeği için patatesleri soyuyorken kendimi kestim.) Talking to oneself is the first sign of madness. …
The post Reflexive Pronouns appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>
ÖRNEKŞahısların yaptıkları işten kendilerinin etkilendiği durumlarda, diğer bir ifadeyle, özne ve nesnenin aynı kişi olduğu durumlarda kullanılırlar.
ÖRNEKReflexive zamirler aynı zamanda sahiplik ifadelerine ve nesnelere gönderme yapabilirler.
ÖRNEKYer bildiren bir ‘preposition’dan sonra ‘reflexive pronoun’ değil, ‘object pronoun’ kullanılır.
a) her (doğru) b) myself (yanlış)
a) her (doğru) b) herself (yanlış)
(Bu cümlede başka birine kızma ihtimali de olduğu için reflexive kullanılarak kızma eyleminin yine özneye döndüğü belirtilmelidir.)
ÖRNEKReflexive pronoun yapıları “bizzat kendim/ bizzat kendisi” anlamında vurgu yapmak amacıyla cümle içerisinde farklı yerlerde kullanılabilir.
ÖRNEKReflexive pronoun yapıları “by+reflexive pronoun” şeklinde “alone” veya “without help from anyone else” anlamında kullanılabilirler. Bu anlam ‘on my/his/their own’ yapısıyla da verilebilir.
ÖRNEK‘Reflexive pronoun’larla birlikte kullanılan bazı deyimler vardır. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz.
ÖRNEKReflexive zamirler, vurgu amacıyla kullanılabilirler.
ÖRNEKSahiplik anlatan reflexive yapısı yoktur. Onun yerine “my own, your own, his own etc.” yapıları kullanılır.
ÖRNEK“Wash, dress, shave” gibi fiiller İngilizce’de reflexive zamirleriyle kullanılmaz.
ÖRNEKAncak, eylemin kim tarafından yapıldığını açık hale getirmek gerektiğinde reflexive zamirler kullanılabilir.
ÖRNEKReflexive zamirler ile kullanılmayan diğer bazı fiiller şunlardır:
ÖRNEK“Reflexive pronouns” (dönüşlü zamirler), öznesi ve nesnesi aynı olan cümlelerde kullanılır. Öznenin yaptığı işten kendisinin etkilendiğini gösterir.
ÖRNEK‘by’ ilgeciyle birlikte kullanıldığında eylemin yardım alınmadan yalnızca o kişi tarafından yapıldığı vurgulanır.
ÖRNEKBu zamirler özneyi niteledikleri gibi nesneyi de niteleyebilir.
ÖRNEK“Reflexive pronouns” bir preposition (ilgeç) ardından kullanılabilir.
ÖRNEKAncak, eğer cümledeki ilgeç yer belirtme amaçlı kullanılmışsa “reflexive pronouns” kullanılamaz, “object pronouns” kullanılır.
enjoy oneself / help oneself / be proud of oneself / take care of oneself / make oneself at home / behave oneself
The post Reflexive Pronouns appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>The car in the front is mine. (Öndeki araba benim-benimki.) There are many keys here. Which of these are yours? (Burada bir çok anahtar var. Seninki bunlardan hangisi?) a former colleague of mine (benim eski bir meslektaşım) an old friend of hers (onun eski bir arkadaşı) ➡ I met another colleague …
The post Possessive Pronouns appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>
I met another colleague of … yesterday. (Ben dün onun başka bir meslektaşı ile karşılaştım.)
a) hers (doğru) b) her (yanlış)
B: Why don’t you ask Dan? (Neden Dan’a sormuyorsun?)
A: I can’t use his as it is too big. (O çok büyük olduğu için ben onunkini kullanamıyorum.)
B: Ok. I can give you mine as long as you bring it back before dinner. (Tamam. Onu akşam yemeğinden önce geri getirdiğin müddetçe benimkini sana verebilirim.)
The post Possessive Pronouns appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>Possessive Case a) ‘Possessive case’ sahiplik durumunun isimlerle birlikte kullanılmasıdır. Bu durumda isimlerin sonuna (‘s) takısı eklenir. The new manager‘s performance is not as satisfactory as we have expected. (Yeni müdürün performansı beklediğimiz kadar tatmin edici değil.) b) İsim çoğulsa, yani sonunda (s) varsa yalnızca (‘) koymak gerekir. The boy‘s mother is in the …
The post Possessive Adjectives appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>
The new manager‘s performance is not as satisfactory as we have expected.
(Yeni müdürün performansı beklediğimiz kadar tatmin edici değil.)
The boy‘s mother is in the living-room talking to her friend over their exam results.
(Erkek çocuğun annesi, oturma odasında arkadaşıyla onların sınav sonuçları üzerinde konuşuyorlardı.)
The children‘s parents started to be worried since they hadn’t been in sight for a long time.
(Çocukların aileleri, çocuklar uzun zamandır görünürde olmadıkları için endişelenmeye başladılar.)
Melis‘s (Melis’) ideas have attracted no attention in the department meeting.
(Melis’in fikirleri bölüm toplantısında ilgi çekmedi.)
The pages of the book have been torn as it has been used for a long time as a reference book.
(Kitabın sayfaları, uzun zamandır referans kitabı olarak kullanıldığı için yırtık.)
You need to change the colour of the room and choose a lighter one.
(Senin odanın rengini değiştirmene ve daha açık bir renk seçmene ihtiyacın var.)
the city’s landscape – the landscape of the city
the firm’s administrative staff – the administrative staff of the firm
I saw the ad in yesterday’s newspaper.
(Dünün gazetesinde reklamı gördüm.)
ÖRNEK
Urbanization and globalization will be discussed in tomorrow’s session.
Never expect to be successful after just one hour’s study!
I felt myself completely numb and lazy after twelve hours’ sleep.
(Sen yanına yeni meşaleni aldın mı?)
(Onlar, onların-benim arkadaşlarımın- bisikletleri.)
(Çocukların oyun bahçesinden geçiyorken başıma taş çarptı.)
(Arkadaşlarımın birisinin dün karnında berbat-kötü bir ağrı vardı.)
(James yeni evini, tarzını herkesi büyüleyecek şekilde dekore etti.)
(Peter ve Sarah, yazın evlenmeye karar verdiler ve onlar düğünlerinin unutulmaz bir düğün olacağını düşünüyorlar.)
(Benim arkadaşlarım ve ben bir hayırsever kurumu için çalışıyoruz ve bizim poşet paralarımızın bazılarını bağışlıyoruz.)
(Senin yürüyüş ekipmanına ihtiyacım yok; ben kendi ipimi ve miğferimi aldım.)
(Mike onu kendi bilgisayarında yazdığı için sen bu bilgisayarda çizelgeyi bulamazsın.)
(Dora genellikle kendi evini özledi.)
(Ben onun tek başına tatile gitmeyi neden sevdiğini anlamıyorum.)
(Bütün garajı yardım almadan temizlemek çocuklar için gerçek başarıydı.)
The post Possessive Adjectives appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>Object Pronouns, nesne zamirleri anlamına gelir. Nesne zamirleri, cümlede nesne durumundaki ismin yerini alırlar. I bought her a birthday present. (Ben ona bir doğum günü hediyesi aldım.) I bought a birthday present for her. ( Ben onun için bir doğum günü hediyesi aldım.) You can take your …
The post OBJECT PRONOUNS appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>Object Pronouns, nesne zamirleri anlamına gelir. Nesne zamirleri, cümlede nesne durumundaki ismin yerini alırlar.

| I | Ben | Me | Beni/Bana |
| You | Sen | You | Seni/Sana |
| He | O (erkek) | Him | Onu/Ona |
| She | O (kadın) | Her | Onu/Ona |
| It | O (cansız/hayvan) | It | Onu/Ona |
| We | Biz | Us | Bizi/Bize |
| You | Siz | You | Sizi/Size |
| They | Onlar | Them | Onları/Onlara |
(Onun dışında hiç kimse böyle çılgın bir şey yapmazdı.)
(Benim dışımda herkes katıldı.)
(Kek yemek için çok güzeldi.) NOT …Kek onu yemek için çok güzeldi.
(Dün Felicia’yı ağlarken gördüm, ama ona sebebini sormadım.)
(Okuldaki basketbol takımındaki kızlar çok iyi oynadılar ve koç onlara büyük çabaları için teşekkür etti.)
(Her şey zirveye ayarlandı, ama başkan onu gelecek haftaya erteledi.)
(Caroline benim en iyi arkadaşım, bu yüzden lütfen onun arkasından konuşma, en azından benim yanımdayken.)
(Ben İngilizceyi onun kadar akıcı bir şekilde konuşmuyorum çünkü o birkaç kez Britanya’ya gitti.)
( Yan evdeki komşuların üç çocuğu olduğu için bizden daha fazla gürültülüler.)
Beril: Me, neither. (Ben de, değil.)
Bruce: Him, not us. (O, biz değil.)
I haven’t. She has. (Ben yapmadım. O yaptı.)
(Evelyn Toronto’ya ilk kez gittiğinde şehir hayatına alışmayı zor buldu.)
(Konser çok sıkıcı olduğu için bizden sadece iki kişi salondan erken ayrıldı.)
(Sam CVsi’ni birkaç şirkete gönderdi, ama onlardan sadece bir tanesi görüşme için onu aradı.)
The post OBJECT PRONOUNS appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>