The car in the front is mine. (Öndeki araba benim-benimki.) There are many keys here. Which of these are yours? (Burada bir çok anahtar var. Seninki bunlardan hangisi?) a former colleague of mine (benim eski bir meslektaşım) an old friend of hers (onun eski bir arkadaşı) ➡ I met another colleague …
The post Possessive Pronouns appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>
I met another colleague of … yesterday. (Ben dün onun başka bir meslektaşı ile karşılaştım.)
a) hers (doğru) b) her (yanlış)
B: Why don’t you ask Dan? (Neden Dan’a sormuyorsun?)
A: I can’t use his as it is too big. (O çok büyük olduğu için ben onunkini kullanamıyorum.)
B: Ok. I can give you mine as long as you bring it back before dinner. (Tamam. Onu akşam yemeğinden önce geri getirdiğin müddetçe benimkini sana verebilirim.)
The post Possessive Pronouns appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>SIMPLE PRESENT TENSE (GENİŞ ZAMAN) “Simple Present Tense” geniş zamanı ifade eder. Sürekli yaptığımız eylemleri, genel gerçek ifadeleri anlatır. OLUMLU I save money. ( Ben para biriktiririm.) YOU save money. ( Sen para biriktirirsin.) WE save money. ( Biz para biriktiririz.) THEY save money. ( Onlar para biriktirirler.) NOT: Simple Present Tense’de “ I, …
The post SIMPLE PRESENT TENSE appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>“Simple Present Tense” geniş zamanı ifade eder. Sürekli yaptığımız eylemleri, genel gerçek ifadeleri anlatır.
I save money. ( Ben para biriktiririm.)
YOU save money. ( Sen para biriktirirsin.)
WE save money. ( Biz para biriktiririz.)
THEY save money. ( Onlar para biriktirirler.)
NOT: Simple Present Tense’de “ I, YOU, WE ve THEY” özneleri ile birlikte fiilin birinci hali yani yalın hali kullanılır.
*** HE saves money. (O para biriktirir.)
SHE saves money. ( O para biriktirir.)
IT saves money. (O para biriktirir.)
NOT: “HE,SHE ve IT” özneleri ile fiile “-s,-es,-ies” takıları gelir.
I don’t save money. ( Ben para biriktirmem.)
YOU don’t save money. (Sen para biriktirmezsin.)
HE doesn’t save money. (O para biriktirmez.)
SHE doesn’t save money. ( O para biriktirmez.)
IT doesn’t save money. (O para biriktirmez.)
WE don’t save money. (Biz para biriktirmeyiz.)
YOU don’t save money. ( Siz para biriktirmezsiniz.)
THEY don’t save money. ( Onlar para biriktirmezler.)
NOT: Olumsuz cümlelerde olumsuzluk eki NOT kullanılmak zorundadır ve DEĞİL anlamına gelir. Yardımcı fiil ile “DO NOT(DON’T)” şekinde kullanılır. “ I,YOU, WE ve THEY” öznelerinden sonra DO yardımcı fiili ve fiilin birinci hali kullanılır. “HE,SHE ve IT” öznelerinden sonra ise “DOES NOT(DOESN’T)” yardımcı fiili ile fiilin birinci hali kullanılır.
DO I save money ?
DO you save money ?
DO we save money ?
DO they save money ?
DOES he save money ?
DOES she save money ?
DOES it save money ?
NOT: Soru kalıplarında ise DO ve DOES başa gelir, sonra özne ve fiilinin birinci hali gelir.
always > her zaman
almost always/nearly always > neredeyse her zaman
usually > genellikle
generally > genellikle
often > sık sık
frequently > sık sık
sometimes > bazen
occasionally > ara sıra
seldom > nadiren
rarely > nadiren
scarcely > neredeyse, hemen hemen
scarcely ever > hemen hemen hiç
barely > ancak, zar zor
ever > hiç
not ever > hiçbir zaman
never > asla
almost never > neredeyse hiç
at times > bazen, zaman zaman
once in a while > ara sıra, bazen
from time to time > zaman zaman
now and then > bazen, ara sıra
every day/week/month/summer … > her gün/ her hafta/ her ay/ her yaz
once/twice … a month/ a year … > ayda bir kez/iki kez yılda bir kez/ iki kez
at the weekends/on weekends > haftasonları
on Mondays/Sundays … > her pazartesi / her pazar
on weekdays > haftaiçileri
in the mornings/at nights … > sabahları/geceleri
every two days/every three weeks … > iki günde bir/ üç haftada bir
*During weekdays, I try to get an eight-hour sleep so that I can feel energetic at work.
( Hafta boyunca, ben işte kendimi enerjik hissedebilmem için sekiz saat uyku almayı denerim. )
*As a teacher, Semra always has extra work to do at home because she prepares lesson plans for the next day.
( Bir öğretmen olarak, Semra gelecek günün ders planlarını hazırladığı için genellikle evde daha çok çalışır. )
*Hurricanes occur when the warm air from the surface of the ocean rises and meets the cooler air.
( Okyanusun yüzeyinden çıkan sıcak hava yükseldiğinde ve soğuk havayla birleştiğinde
kasırgalar meydana gelir. )
*Trees grow more quickly when they are young.
( Ağaçlar gençken daha hızlı büyür. )
*Brian lives in a modest house although he earns quite a lot of money.
( Brian oldukça çok para kazanmasına rağmen gösterişsiz bir evde yaşıyor. )
*Harrods, the famous shopping mall in Britain, sells a large variety of goods.
( Britanya’da ünlü bir alışveriş merkezi olan Harrods çok çeşit ürün satar. )
*Serkan doesn’t know how to use the fax machine so he needs your help.
( Serkan faks makinesinin nasıl kullanıldığını bilmiyor bu yüzden yardımına ihtiyacı
Var. )
*She wants to ask a question but she doesn’t want to interrupt him now.
( O bir soru sormak istiyor ama şimdi onun sözünü kesmek istemiyor. )
*Germany beats Argentina in the semi finals of the 2010 World Cup.
( Almanya 2010 Dünya Kupası’nın semi finallerinde Arjantina’yı yendi. )
*Prime Minister attends a special ceremony and makes a speech there.
*One day, the princess comes to the palace and comes together to her father.
( Bir gün prenses saraya gelir ve babasına kavuşur.)
*Messi kicks the ball and scores the goal of his team.
( Messi topa vurur ve takımına gol kazandırır. )
İnform, promise, think…) ile oluşturulan cümleler ile kullanılır :
*I believe in faeries. ( Perilere inanırım. )
*I hope you won’t expect results immediately. ( Ben senin sonuçları hemen beklemeyeceğini umut ediyorum. )
*Mary is always in charge. ( Mary her zaman sorumludur. )
*I never promise anybody anything. ( Ben asla birisine söz vermem. )
*Our teacher usually lets us free. ( Öğretmenimiz bizi genellikle serbest bırakır. )
*Elena is sometimes pessimistic about the future of the company due to the economic crisis.
(Elena, ekonomik krizden dolayı şirketin geleceği konusunda bazen kötümserdir. )
*My sister sometimes isn’t pleased with surprises.
( Kız kardeşim bazen sürprizlerden memnun olmaz. )
Olumsuz cümlede her zaman “always” olumsuz belirten
ekten sonra gelmelidir.
*First impressions aren’t always correct. ( İlk izlenimler her zaman doğru değildir. )
*Sometimes I enjoy playing computer games especially after a hard day.
( Bazen ben özellikle yoğun bir günün ardından bilgisayar oyunları oynamaya bayılırım. )
*He sometimes doesn’t feel like going to work. ( feel like= wish, want )
( O bazen işe gitmek istemez. )
*My mother doesn’t often go shopping herself; instead, she prefers shopping online.
( Annem kendi kendine alışverişe gitmez, bunun yerine internetten alışveriş yapmayı tercih eder.)
*My son never makes his bed, which always drives me crazy. ( Oğlum asla yatağını düzeltmez, ki bu da her zaman beni çıldırtır. )
Olumsuz anlam taşıyan zarflar, cümle başında yer alırsa
cümlenin devrik yapılması zorunludur.
** Rarely do I watch football matches.
( Ben nadiren futbol maçlarını izlerim. )
**Never does Smith show tolerance to his employees if anything goes wrong.
( Smith, eğer bir şeyler yanlış giderse çalışanlarına asla tolerans göstermez. )
The post SIMPLE PRESENT TENSE appeared first on İngilizceyi Severek Öğren.
]]>